Kaygı bozukluklarında aşırı ve kontrol edilmesi güç endişe, huzursuzluk, gerginlik, uyku ve odaklanma güçlükleri ile çarpıntı, terleme veya mide yakınmaları görülebilir. Ancak “kaygı bozukluğu” tek bir tanı değildir. Belirtilerin süresi, yoğunluğu ve günlük yaşam üzerindeki etkisi profesyonel değerlendirmede birlikte ele alınır.
Kaygı Bozukluğu Ne Demektir?
Kaygı, yaşamın doğal bir parçasıdır. İş görüşmesi, sınav, sağlık sorunu, ilişki güçlüğü veya önemli bir karar öncesinde endişeli hissetmek tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez.
Kaygı bozukluklarında ise korku veya endişe daha kalıcı, yoğun ya da kontrol edilmesi güç bir hale gelebilir. Kişi yalnızca zihinsel olarak endişelenmekle kalmayabilir; uyku, beden, davranışlar, ilişkiler ve günlük sorumluluklar da etkilenebilir.
“Kaygı bozukluğu” tek bir durumu ifade etmez. Yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluk, sosyal kaygı ve belirli fobiler gibi farklı tablolar bulunur. Bu tablolar bazı belirtileri paylaşabilse de kaygının ortaya çıktığı durumlar ve yaşanma biçimi birbirinden farklı olabilir.
Bu nedenle yalnızca bir belirti listesine bakarak hangi kaygı sorununun yaşandığına karar vermek doğru değildir.
Kaygı Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?
Kaygı hem düşüncelerde hem bedende hem de davranışlarda kendini gösterebilir. Her kişide aynı belirtilerin bulunması gerekmez ve belirtilerin yoğunluğu zaman içinde değişebilir.
Zihinsel ve duygusal belirtiler
Kaygıyla birlikte sık görülebilen zihinsel ve duygusal deneyimler arasında şunlar bulunabilir:
-
Sürekli veya tekrarlayan endişe
-
Endişeyi durdurmakta güçlük
-
Kötü bir şey olacağı düşüncesi
-
Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma
-
Sürekli tetikte veya huzursuz hissetme
-
Rahatlamakta zorlanma
-
Sinirlilik veya tahammülsüzlük
-
Konsantre olmakta güçlük
-
Aynı olumsuz ihtimalleri tekrar tekrar düşünme
-
Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorlanma
Endişenin konusu kişiden kişiye değişebilir. İş, sağlık, aile, ilişkiler, maddi konular veya gelecekte yaşanabilecek olaylar kaygının odağı haline gelebilir.
Bedensel belirtiler
Kaygı yalnızca düşünsel bir deneyim değildir. Vücudun tehdit algısına verdiği tepki nedeniyle fiziksel belirtiler de hissedilebilir.
Bunlar arasında:
-
kalp atışının hızlanması veya daha belirgin hissedilmesi,
-
terleme,
-
titreme,
-
nefes alışverişinde değişiklik,
-
baş dönmesi veya sersemlik,
-
kas gerginliği,
-
baş veya kas ağrıları,
-
mide rahatsızlığı veya bulantı,
-
yorgunluk
yer alabilir.
Bu fiziksel yakınmalar yalnızca kaygıya özgü değildir. Özellikle ilk kez ortaya çıkan, açıklanamayan, şiddetli veya devam eden fiziksel belirtilerin otomatik olarak “kaygıdandır” şeklinde yorumlanmaması önemlidir. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme fiziksel nedenlerin araştırılmasına yardımcı olabilir.
Davranışsal belirtiler ve kaçınma
Kaygı zaman içinde kişinin davranışlarını da değiştirebilir.
Örneğin kişi kaygı yaşayacağını düşündüğü yerlere gitmemeye, belirli konuşmaları ertelemeye, topluluk önünde bulunmaktan kaçınmaya veya yalnız kalmamaya başlayabilir.
Bazı kişiler sürekli güvence arayabilir, bedensel belirtilerini tekrar tekrar kontrol edebilir veya kaygıyı önlemek amacıyla günlük rutinlerini giderek daraltabilir.
Kaçınmak kısa vadede rahatlatıcı hissedilebilir. Ancak bazı durumlarda kaçınma davranışları kaygının yaşam üzerindeki etkisinin devam etmesine katkıda bulunabilir.
Gündelik Kaygı ile Kaygı Bozukluğu Nasıl Ayrılır?
Kaygının varlığı tek başına bir bozukluk göstergesi değildir. Daha önemli olan kaygının ne kadar sürdüğü, ne ölçüde kontrol edilebildiği ve yaşamı nasıl etkilediğidir.
| Değerlendirme | Gündelik kaygı | Kaygı bozukluğunda görülebilecek örüntü |
|---|---|---|
| Tetikleyici | Çoğu zaman belirli bir stresle ilişkilidir | Çok sayıda konuya veya belirli durumlara yayılabilir |
| Süre | Stres azaldığında hafifleyebilir | Kalıcı veya tekrarlayıcı olabilir |
| Kontrol | Genellikle yönetilebilir | Endişeyi kontrol etmek zorlaşabilir |
| Günlük yaşam | İşlevsellik büyük ölçüde korunur | İş, okul, ilişkiler veya günlük düzen etkilenebilir |
| Davranış | Belirgin değişiklik gerektirmeyebilir | Kaçınma ve güvence arama gelişebilir |
Örneğin önemli bir sunumdan önce kaygılanmak olağan olabilir. Ancak kaygı uzun süre devam ediyor, farklı yaşam alanlarına yayılıyor ve kişinin yapmak istediği şeylerden kaçınmasına neden oluyorsa daha ayrıntılı değerlendirme düşünülebilir.
Panik Atak Kaygı Bozukluğu Anlamına mı Gelir?
Panik atak ile kaygı aynı şey değildir.
Panik atakta yoğun korku veya rahatsızlık genellikle hızlı biçimde yükselir. Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, baş dönmesi veya kontrolü kaybetme korkusu gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Ancak bir kişinin panik atak yaşaması otomatik olarak panik bozukluk olduğu anlamına gelmez. Panik bozukluğun değerlendirilmesinde atakların tekrarlaması, beklenmedik biçimde ortaya çıkması, yeni bir atak yaşama endişesi ve bunun davranışlar üzerindeki etkisi gibi başka unsurlar da dikkate alınır.
Benzer şekilde her yoğun kaygı da panik atak değildir.
Kaygı Belirtilerinde Ne Zaman Değerlendirme Düşünülebilir?
Kaygının ne zaman profesyonel değerlendirme gerektirdiği yalnızca belirtilerin sayısına bakılarak belirlenmez.
Şu durumlarda psikolojik değerlendirme düşünmek yararlı olabilir:
-
Kaygı uzun süredir devam ediyorsa
-
Endişeleri kontrol etmek giderek zorlaşıyorsa
-
Uyku veya konsantrasyon belirgin biçimde etkileniyorsa
-
İş, okul, ilişkiler veya günlük sorumluluklar aksıyorsa
-
Kaygı nedeniyle belirli yerlerden veya durumlardan kaçınılıyorsa
-
Bedensel belirtiler sürekli endişe kaynağı haline geldiyse
-
Aynı endişe döngüleri tekrar tekrar yaşanıyorsa
-
Kaygıyı azaltmak için günlük yaşam giderek sınırlandırılıyorsa
Kendine zarar verme düşünceleri, ciddi bir ruhsal kriz veya acil tıbbi belirtiler söz konusu olduğunda rutin psikolojik görüşmeyi beklemek yerine uygun acil sağlık hizmetine başvurmak gerekir.
Kaygı ve yetişkinlik döneminde yaşanan diğer psikolojik güçlükler için yürütülen çalışmalar hakkında Yetişkin Psikolojisi sayfasından bilgi alabilirsiniz.
Psikolojik Destek Süreci Nasıl Başlar?
Psikolojik destek süreci yalnızca belirtilerin adını belirlemekten ibaret değildir. İlk aşamada kişinin ne yaşadığı, bu durumun ne zamandır devam ettiği ve hayatını nasıl etkilediği anlaşılmaya çalışılır.
İlk değerlendirmede neler ele alınır?
İlk görüşmelerde başvuru nedeni ve kişinin ihtiyaçlarına göre farklı konular değerlendirilebilir.
Örneğin:
-
Kaygının ne zaman başladığı
-
Hangi durumlarda arttığı veya azaldığı
-
Endişelerin temel konuları
-
Bedensel belirtiler
-
Uyku ve günlük yaşam düzeni
-
Kaçınılan durumlar
-
Kaygıyla baş etmek için kullanılan yöntemler
-
İş, okul ve ilişkiler üzerindeki etkiler
-
Daha önce alınan psikolojik veya psikiyatrik destek
ele alınabilir.
Bu süreçte kişinin bütün yaşam öyküsünü ilk görüşmede eksiksiz biçimde anlatması beklenmez. Amaç, mevcut ihtiyacın ve sonraki adımların anlaşılabileceği bir başlangıç çerçevesi oluşturmaktır.
Görüşme hedefleri nasıl belirlenir?
Psikolojik destek hedefleri kişiye göre değişebilir.
Bir kişi sürekli endişeyi daha iyi anlamak isterken başka biri kaçınma davranışlarını azaltmak, belirsizlikle daha işlevsel biçimde baş etmek veya kaygının günlük yaşamını ne kadar yönettiğini değiştirmek isteyebilir.
Bu nedenle psikoterapi süreci yalnızca “kaygıyı tamamen ortadan kaldırma” hedefi üzerinden değerlendirilmez. Kaygıyla kurulan ilişkinin, düşünce ve davranış örüntülerinin ve kişinin günlük işlevselliğinin birlikte ele alınması gerekebilir.
Kaygıda Bilişsel Davranışçı Terapi Nasıl Ele Alınabilir?
Bilişsel Davranışçı Terapi, kaygı sorunlarında kullanılan psikoterapi yaklaşımlarından biridir.
BDT kapsamında kişinin kaygı yaratan durumlarda aklından geçen düşünceler, bu düşüncelere eşlik eden duygular, bedensel duyumlar ve sonrasında ortaya çıkan davranışlar birlikte değerlendirilebilir.
Örneğin bir kişinin belirsiz bir durumu otomatik olarak en kötü sonuçla yorumlaması yoğun kaygıya yol açabilir. Bu kaygı kişinin durumdan kaçınmasına neden olduğunda kısa vadede rahatlama oluşabilir; ancak uzun vadede tehdide ilişkin düşüncelerin sınanması zorlaşabilir.
BDT sürecinde kullanılan yöntemler başvuru konusuna ve yapılan değerlendirmeye göre değişebilir. Amaç kişiye hazır olumlu düşünceler vermek değil; düşünce ve davranış örüntülerini daha sistemli biçimde inceleyebilmesini sağlamaktır.
Bilişsel Davranışçı Terapi hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili sayfadan ulaşabilirsiniz.
Her Kaygı Yaşayan Kişi İçin Aynı Süreç mi Uygulanır?
Hayır. Benzer belirtiler yaşayan iki kişinin ihtiyaçları aynı olmayabilir.
Kaygının türü, ne zamandır devam ettiği, eşlik eden başka psikolojik veya fiziksel durumların bulunup bulunmadığı, kişinin yaşam koşulları ve görüşmeden beklentileri sürecin planlanmasını etkileyebilir.
Bazı durumlarda psikolojik değerlendirmeyle ilerlemek uygun olabilirken bazı durumlarda psikiyatri veya başka bir tıbbi uzmanlık alanından değerlendirme alınması da gerekebilir.
Bu nedenle görüşme sayısını, kullanılacak yaklaşımı veya sonucu önceden herkes için aynı biçimde belirlemek doğru değildir.
Uşak'ta yüz yüze veya uygun koşullarda online görüşme süreci hakkında bilgi almak ve başvuru nedeninizin değerlendirilmesi için randevu talebi oluşturabilirsiniz.
(İçerik Kontrolü
Bu içerik, Psikolog Tansu Yavuz Eyidoğan tarafından psikoloji alanındaki terminoloji, mesleki uygunluk ve bilgilendirici içerik bütünlüğü açısından gözden geçirilmiştir.İçerik genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve kişiye özel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.)